Çarşamba, 15 Mart 2017

Sevgili Gençler

Sevgili Gençler

İstikbâlimizi imâr etmek ve bu imârı muhâfaza etmek için koşmaya, çalışmaya devam ediyoruz. Çünkü istikbâlin emek harcanmadan meydana getirilemeyeceğini biliyoruz. Geçmişimiz çalışanların anılarıyla doludur. O gün harcanan emekler bugünlerimizi belirlemiştir. Bugün yapılacaklar da yarınları belirleyecek ve inşâa edecektir. Bir milletin geleceği için çalışmak, ancak Allah vergisi, ilâhî bir vazîfe duyuşuyla mümkündür. Bu vazîfe, işi uğraşı şahsî menfaatleri ve bu menfaatlerin artırılması olanlara dâima ağır gelmiştir. Oysa işi uğraşı şahsî çıkarlarından çok diğer insanların refahını temîn etmek, onların güvenliklerini ve özgürlüklerini korumak ve herkesin Allah tarafından belirlenmiş haklarını durmadan savunmak olanlar, canları ve malları pahasına hayatları boyunca kendilerini çalışmaya vakfederler. Bununla birlikte şimdi ve gelecekte bu onurlu vazîfe için çalışacak vazîfe erleri yetiştirmek ve onları teşkîlatlandırmak aynı davâ hassâsiyeti gereği zarûriyet teşkîl etmektedir.

Aziz Kardeşlerim,
İşte bu nedenlerden dolayı gücümüz nispetince çalışıyor ve teşkîlatlanıyoruz. Çalışmalarımızda yegâne maksadımız devletimizin bekâsı, milletimizin birliği, ümmetimizin saadeti ve nihâyet tüm insanların için adâlettir. Çünkü devletimiz, millî birliğimizin ve vazîfelerimizin koruyucusudur. Milletimiz, bu coğrafyada asırlardır varolan ve insanlık medeniyetlerine hizmet eden, adâletin yılmaz savunucusu olarak mücâdele eden tarihten geleceğe doğru yürümeye devam eden yüce bir millettir. Ümmetimiz, Allahın insanların içinden seçip çıkartmış olduğu, iyiliği emredip kötülükten men eden müstesna ve seçkin bir ümmettir. Diğer insanlar için adâlet istemekse, Allah'ın yüklemiş olduğu ve ecdâdımızın uğruna asırlar boyu destanlar yazdığı, insanı diğer canlılardan ayıran yegâne husustur. Aslında davâmızın aslı esâsı da budur. Bugün mücâdele ettiğimiz mevcut dünya düzeninin mimarları ve taşıyıcıları adâleti ancak haksızlığa uğradıklarına hatırlayan, bununla birlikte kendi belirledikleri sınıfların diğer insanları sömürdüğü ve zulmettiği dünya düzenini kurup koruyan, insanlık tarihinin gördüğü en zalim ve acımasız şahsiyetleridir.

Dava Arkadaşlarım,
Güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Sisteminin onarıldığı, millî irâdenin devlet yönetiminde yer bulduğu ve politikayı belirlediği bir Türkiye kâbusuyla yatıp kalkıyor ve bunun gerçekleşmemesi ve hatta kurumlaşmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Bizse, bizden öncekilerden devraldığımız mücadele ruhuyla hareket edecek ve yılmadan mücadele edeceğiz. Mücâdelemizi daha güçlü bir şekilde sürdürebilmek için, önemli bir dönüm noktasındayız. 16 Nisan'da daha güçlü, daha istikrarlı, bir Türkiye için sandığa gideceğiz. Orada ülkemizin bundan sonraki kaderi için oy vereceğiz. Ancak siyasîlerin şahsî kabiliyetleri söz konusu olduğunda yürüyebilen bugünkü Türkiye’den, sistemi onarılmış, kurumları güçlendirilmiş ve millî irâdenin ön plana çıktığı sağlam bir Türkiye'ye ulaşmak için, sandıkta kesinlikle ve kararlılıkla ''Evet'' diyecek ve herkesi buna davet edeceğiz. Hamasî söylemlerden uzak durup sağduyuyla hareket edeceğiz. Bu meselenin parti meselesi değil Türkiye meselesi olduğunu sabırla anlatıp göstereceğiz. Ve Allahın izniyle bu seferden de zaferle döneceğiz. Sefer bizden zafer Allah’tandır.

(17 oy)