Cumartesi, 29 Temmuz 2017

2019 Seçimleri ve Sonrasının Dünya Siyasetine Etkisi

2019 Seçimleri ve Sonrasının Dünya Siyasetine Etkisi

Bu yazımda sizlerle 2019 seçimleri ve sonrası ile alakalı görüşlerimi vereceğim. Ama önce 16 Nisan 2017 de gerçekleştirmiş olduğumuz halk oylamasından bahsedeceğim.
Biz  AK davanın neferleri olarak dişimizi tırnağımıza katarak, gece gündüz demeden 16 Nisanda sandıklardan 18 maddenin kabulu için çalıştık. Elhamdülillah başardık.

Bu yazımda sizlerle 2019 seçimleri ve sonrası ile alakalı görüşlerimi vereceğim. Ama önce 16 Nisan 2017 de gerçekleştirmiş olduğumuz halk oylamasından bahsedeceğim.
Biz  AK davanın neferleri olarak dişimizi tırnağımıza katarak, gece gündüz demeden 16 Nisanda sandıklardan 18 maddenin kabulu için çalıştık. Elhamdülillah başardık.

Peki muhalefet kanalı ne yaptı? Bizim Vatanımız için hayırlı olacağına inandığımız bir oylamayı reddetti. Kendileri bu değişikliğin Ülke mefaatine olduğunu bilmiyorlarmıydı. Elbette ki biliyorlardı lakin şunu da çok iyi biliyorlardı ki, bu topraklardan onlara %50+ bir kişinin oyu çıkmazdı. Mevcut sistemde en azından koalisyon şansları vardı. Yani demem o ki muhalefet kendi çıkarları uğruna ülkeyi ateşe atmaya çalıştı. Ama başaramadılar. Onlar ancak vatan hainleri için Adalet yürüşü yapıp, ülkeyi karıştırmaya çalışırlar. Biz burada olduğumuz sürece başaramayacaklar. (Biiznillah)

Şimdi gelelim 2019 seçimlerine, bundan sonra ne olacak;
İlk olarak bence en önemlisi bir daha koalisyon hükümeti görmeyeceğiz. Seçimlerde kazanan taraf 5 yıl boyunca tek başına iktidar olacak ve dolayısıyla istikrar kalıcı olacak.
Çift başlılık ortadan kalkacak. Kararlar hızlı bir şekilde alıanabilecek ve icraate geçme süresi kısalacak. Bürokratik engeller kalkacak.

Yasama mecliste, yürütmede hükümette olacağı için ikiside güçlenecek vesayet sistemi ortadan kalkarak devletin gerçek sahibi millet olacak.

Peki bütün bunların dış politikada nasıl bir etkisi olacak; gelecek olan yeni sistemle Hükümetin iç siyasetteki istikrarı kadar dış politikada da istikrar ve etkinliği çoğalacak. İç siyasetteki belirsizliğin son bulması ile Türkiye son 15 yılda olduğu gibi savunma sanayiine daha fazla yatırım yapacak. Bölgemizin yanı sıra uluslararası siyasette daha etkin bir rol üstlenecek. Suriyede gerçekleştirdiğimiz Fırat kalkanı operasyonunda olduğu gibi, uluslar arası işbirliği ve terörle mücadelede daha etkin olacağız.

Hükümetimiz son 15 yılda herzaman mazlumun yanında olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Vatandaşlarından almış olduğu destekle iktidara gelecek olan hükümetler elleri daha güçlü olarak dünya siyasetinde masaya vurabilecek. Türkiye savaşları önlemek, dünya barışına karşı atılacak her türlü adımın karşısında korkusuzca durabilecek. Uluslararası yardım konusunda daha aktif rol üstlenerek Dünya siyasetinde model ülke olacaktır.

Dolayısıyla iç siyasetteki istikrarı gören yatırımcılar için Türkiye bir cazibe merkezi haline gelecek, büyük şirketler yatırımlarını Türkiyede yapmak için sıraya girecek. Güçlü Türkiyenin iş adamları kendilerine gelen özgüven ile dünya pazarında büyük pay sahibi olarak ihraacatlarını gerçekleştirecek Türkiyeye döviz girmesini sağlayacak.

Turizm konusunda yapılan yatırımlar ile Dünyada en çok turist çeken 5 ülkenin içinde yer alarak daha çok ekonomik kazanım elde edeceğiz. Tüm bu faktörler birleştiğinde 2023 yılına kadar dünyanın en güçlü 10 ekonomisi içinde yerimizi alacağız.

Şimdi bir de kendi gözümüzden bakalım. Niye dış mihraklar yeni sistemi istemedi. Çünkü hali hazırda palazlanan ve kabuğunu kıran bir Türkiye var. Yeni sistem gelirse Sesimizin daha yüksek çıkacağını her mecrada söz sahibi olacağımızı, İslam coğrafyasında rol model olan Türkiyemin daha da güçleneceğini biliyorlardı. E doğal olarak işlerine gelmiyordu. Zaten genç nüfusu yüksek olan Türkiye siyasi areneda daha da güçlenecek ve onların tekerlerine çomak sokacak.

Türkiyeyi durdurmaları lazımdı, türlü oyunlar oynadılar. ilk olarak Gezi ayaklanmasını başlattılar. Orada çıplak Alman kadını da gördük. Kırmızı elbiseli kadını da, duran “adamı” da ve maalesef yanlarında bize benzeyen ama bizden olmayan avaneleride. İstekleri belliydi. 3. Köprü yapılmasın, 3. Havalimanı yapılmasın, yani Türkiye'nin faydasına olan hiç birşey için adım atılmasın. Zaten o soytarı (m.ali alabora) tek cümleyle niyetlerini ortaya koymuştu. “mesele ağaç değil sen hala anlamadın mı?”. Evet meselenin ağaç olmadığını biz biliyorduk, Reisimiz de biliyordu. Dik duruşuyla bu kalkışmayı bertaraf etti.

Sonra 17-25 Aralık olaylarıyla hükümeti düşürme gayesindelerdi. Bu operasyonu kim çekti. Tabi ki Amerika'nın operasyon çocuğu olan FETÖ. Ne oldu, halk artık eskisi gibi değildi gazete manşetlerine itimat etmiyordu. Hep birlikte haykırdık “Dik Dur Eğilme Bu Millet Seninle” diye. Halkın desteğini yanına alan Reis dik durdu. Bu operasyonu da yemedik.

Durdular mı hayır son kozları vardı; cunta. Evet bende ilk duyduğumda inanamadım. Olmaz öyle şey, kafayı yemiş olmalılardı. Ama beynini kiraya veren haşhaşiler bunuda yapmaya çalıştı. Hain darbe için düğmeye basmışlardı. Biz kefenimizle çıktık bu yola demiştik. Blöf yapıyoruz sanmışlar. Karşılarında verecek canından başka bir şeyi olmayan milyonlarca vatan sevdalısını buldular. Allah’ın yardımıyla bu kalkışmayıda başlarına geçirdik.

Bittimi bu sonmuydu? Hayır Türkiye'nin büyümesini istemeyen dış güçler planlar yapmaya devam edecek. Ama yeni Türkiye halkıyla bütünleşmiş olarak Allah’ın izni ile hepsini def ederek yükselmeye, mazlumlara umut ışığı olmaya devam edecek.

Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR”. Bizler de dünyada daha etkin olabilmek için çok çalışmalıyız. Gençler durmak yok, koşacağız, koşacağız, risk alarak koşacağız. Dünyada lider ülke olma yolunda üzerimize büyük yük düşüyor.
Yazımı burada sonlandırırken sürçü lisan ettiysek affola.
Saygılarımla...

Ufuk UZUNLAR
Teşkilatlanma Başkanı

(38 oy)