Perşembe, 27 Temmuz 2017

Geçmişten Günümüze Balkanlar

Geçmişten Günümüze Balkanlar

Türkiye hem sınır olarak hem de gönül bağı ile Balkanlara bağlı bir ülkedir. Balkanların Türklerle tanışması ilk olarak Hunlar ile olmuş daha sonra Avarlar kültürleri ile bir devrim yaşatacak kadar bu bölgeyi etkilemişlerdir. Yıllar sonra Osmanlılar'ın bölgeye girmesi ve bu bölgeyi adalet ve hoşgörü politikası ile yönetmesiyle Balkanlar altın çağını yaşamıştır. Balkan Ulusları Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli kademelerinde görev yapmışlar ve Türk-İslam kültürüne büyük katkı sağlamışlardır. Örneğin senelerce Osmanlı sadrazamlığı yapmış ve bir çok proje sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa bu kişilerden biridir.

Türkiye hem sınır olarak hem de gönül bağı ile Balkanlara bağlı bir ülkedir. Balkanların Türklerle tanışması ilk olarak Hunlar ile olmuş daha sonra Avarlar kültürleri ile bir devrim yaşatacak kadar bu bölgeyi etkilemişlerdir. Yıllar sonra Osmanlılar'ın bölgeye girmesi ve bu bölgeyi adalet ve hoşgörü politikası ile yönetmesiyle Balkanlar altın çağını yaşamıştır. Balkan Ulusları Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli kademelerinde görev yapmışlar ve Türk-İslam kültürüne büyük katkı sağlamışlardır. Örneğin senelerce Osmanlı sadrazamlığı yapmış ve bir çok proje sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa bu kişilerden biridir.

Birinci Dünya Savaşının sonucunda Osmanlı Devleti'nin yıkılması ile bu coğrafyadaki dengeler bozulmuş oldu. Bölgede 400 yıldır bir devlet egemenliğinde olan milletler  Romanya, Yugoslavya, Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye gibi ulus devletleri kurdu. Bölgede yaşanan bu yeni sınırların çizilmesi ile ülkeler birbirinin toprakları üzerinde hak idda etmeye başladı. Ayrıca İtalya'nın izlediği Balkanlarda genişleme çabası da ayrı bir sorun yaratmaktaydı. Balkan devletleri arasındaki bu sorunları Türkiye ve Yunanistan arabuluculuk yaparak önce Balkan konferansları ve sonrasında Balkan Paktı ile çözmeye çalıştı. Fakat uzun vadede bir çözüm olmadı bu anlaşmalar. Türkiye'nin Balkanlardaki aktifliği ise 1990 yıllarında hızla artmıştır.Dönemin Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya Izzetbegoviç, Temmuz 1991’de Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Türkiye’nin Balkanlar politikasında rol oynaması isteğini açıklamıştı .Bu dönemde yaşanan Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesinde sürekli olarak Bosna yanında tavır sergilenmiştir. Binlerce Bosna askerine eğitim verilmiş ve gizli silah yardımında bulunulmuştur. 2000'li yıllarda ise siyasi ziyaretler sıklaşmış, ekonomik yatırımlar hız kazanmıştır. Özellikle 2008 krizi ile ekonomisi daralan Balkan ülkeleri Türkiye ye yatırım çağrısında bulunmuşlardır. Bu yıllardan başlayan ekonomik ilişkiler günümüzde daha da artarak devam etmektedir. Türkiye’nin bölgedeki en faal kamu kurumlarından biri olan TİKA küçük girişimcilere başta tarım ve hayvancılık alanında olmak üzere çok sayıda proje desteği vermekte ayrıca sağlık, eğitim ve belediyecilik hizmetlerinin iyileştirilmesi için maddi destek sunmaktadır. TİKA ayrıca Balkan ülkelerinde dini bir ayrım gözetmeksizin hem cami hem kilise restorasyonu gibi faaliyetlerle orda yaşayan ulusların gönlünde Türkiye sevgisi oluşturmuştur. Ekonominin yanı sıra kültürel etkileşimlerin devam etmesi maksadıyla Yunus Emre Enstitüsü etkin bir ol oynamaktadır. Bu enstitü sayesinde Balkan ülkelerinde Türkçe’nin kullanımı yaygınlaşmış ve ülkemizde bu kurum tarafindan yapılan Türkçe Bayramı programı kapsamında bir çok balkan ülkesinden katılımcının Türkçeyi gayet iyi konuştuğunu görebiliriz. Ayrıca TANAP gibi enerji projeleri kapsamında boru hatlarının Balkan Ülkeleri üzerinden geçmesi bu ülkelerin önemini arttırmaktadır.

Türkiye Balkan devletleri için artık bir 'Abi' konumuna gelmiştir. 15 Temmuz gibi hainlik dolu bir gecede bir çok Balkan ülkesinde sokaklarda, camilerde Türkiye ve Türk halkına dualar edilmiştir. Bosnalı bir gencin; "Biz hazırız.Türkiye'ye gitmemiz gerekiyorsa gideriz" sözleri bizim sınırlarımız ne kadar ayrı gözükse de gönül bağlarımızın bir olduğunu bu ülkelerin bizden güç aldığını açıkça göstermiştir.

Rümeysa YÜKSEL
Sekreterya Başkanı

(8 oy)