Pazar, 06 Ağustos 2017

Yeni Türkiye, Eskimeyen Dış Politika

Yeni Türkiye, Eskimeyen Dış Politika

Türkiye jeopolitik önemi ve tarihi geçmişi gereğince bir çok dış politika dosyasını eş zamanlı olarak yürütmek durumunda olan bir ülkedir. Ülkemizin uzun vadeli dış politikası jeopolitik önemimizin de dışında; tarihi bir misyon olarakta şekinlenmiştir.Zira asırlardır sahip olduğumuz diplomasi geleneğimiz, farklı coğrafyalarda dahi günümüz politikasıyla ortak çizgide yürütülmüştür.

Türkiye jeopolitik önemi ve tarihi geçmişi gereğince bir çok dış politika dosyasını eş zamanlı olarak yürütmek durumunda olan bir ülkedir. Ülkemizin uzun vadeli dış politikası jeopolitik önemimizin de dışında; tarihi bir misyon olarakta şekinlenmiştir. Zira asırlardır sahip olduğumuz diplomasi geleneğimiz, farklı coğrafyalarda dahi günümüz politikasıyla ortak çizgide yürütülmüştür. Hiçbir dönem yoktur ki dış politikamızda milli çıkarlarımızla birlikte, aynı coğrafyada yaşayan bölge insanı kazanmasın. Bugün Bosna'ya, Pakistan'a giden bir vatandaşımıza gösterilen hürmet, Afganistan'da barış gücü olarak görev yapan askerlerimize duyulan ilgiyle birlikte, "Son kale Türkiye", "Ümmetin tek umudu Türkiye" gibi vecizeler bize fazlasıyla tanıdık geliyor.

Günümüzde ise dünya üzerindeki dengeler doğası gereği farklı ve çetindir. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası dış politikamızda köklü değişimler yaşanmıştır. Bu değişimler sağlam diplomasi geleneğine sahip olan ülkemizde dahi alışılagelmişin dışında sapmalara neden olmuştur. Geçmiş dönemlerde soğuk savaştan zarar görmemek adına Güney Kore'ye asker yollama pahasına NATO'ya üye olduk. Sovyetler'e hoş görünmek ve tarafsızlık adı altında üzülerek andığımız Boraltan Köprüsü olayını da unutmadık elbet. 90'lı yıllardaki gazete manşetlerinde "En geç 98 yılında Avrupa Birliği'ne tam üyeyiz" diye başlıklar görmüşlüğümüz de var. İşte bunlar tam olarak köklü değişim olarak adlandırdığım dönemi temsil eden sadece birkaç örnektir.

Peki tüm bu denge değişimleri sonucunda bizde neler değişmedi? Çağrı Bey'in Anadolu politikasından Fatih Sultan Mehmet'in Avrupa politikasına, Yavuz Sultan Selim'in Ortadoğu politikasından, Mustafa Kemal Atatürk'ün Sadabad Paktı'na kadar birçok etken bugün hala devletimizin dış politikasına referans olmaktadır.

Mesela günümüzde Ortadoğu'daki süreçlere bakacak olursak; Suriyeliler ülkeye alınmalı mı yoksa alınmamalı mı? Türkiye Katar'ın yanında mı politika ilerletmeli yoksa Katar karşısındaki koalisyonla mı ilerlemeli? Mısır'da Mursi mi desteklemeli yoksa yönetimi ele geçiren darbeci Sisi yönetimi ile diyalog mu geliştirmeli?

Ülkemizin gündeminde bu tarz sorular hiç daim eksik olmadı. Bizi susturup bu sorulara bizim adımıza cevap veren küresel güçler de eksik olmadı. O halde bugün durduğumuz nokta ve geliştirdiğimiz politikalara da bakarak şunu net biçimde ifade edebiliriz; Tüm bu sorulara küresellerin cevaplaması yerine kendimizde aramak konu başlığındaki Yeni Türkiye tabirinin tezahürüdür. Eskimeyen dış politika ise bu sorulara verdiğimiz cevaptır.

Saygı ve Hürmetlerimle.

Enes Koçyiğit
Tanıtım ve Medya Birimi Başkanı

(3 oy)