İnsanı Feraha Erdiren Şey 'Sabır'

Sabır şuurlu bir şekilde, düşünerek, titizlikle uygulanan, hoşnut bir ruh halidir. Yaşanılan her şeyde Allah rızasını gözetmektir. Asıl olarak sabra en güzel örnek tuttuğumuz oruçlardır. Bir hadis-i şerifte “Oruç sabrın yarısıdır.” buyurmuştur Peygamber Efendimiz. Oruç tutarken sadece yeme-içme sabrı göstermeyiz. Kötü söze karşılık vermeme sabrı gösteririz mesela. Gözümüzü, kalbimizi haramdan sakınma sabrı gösteririz.

İçimizdeki şüphe: Ses ver!

Ben kimim? Sen kimsin? O kim?
Kulağa çok basit geliyor değil mi? Böyle basit bir sorunun cevabını verebiliyor muyuz? Hadi o zaman soralım ruhumuza. Söz hakkı artık onda, ruhumuzun çıkardığı sessiz çığlıkları susturma vakti geldi.
Bence ilk olarak başlamamız gereken hareket noktası " KENDİMİZİZ". O zaman ben kendime soracağım. Bu arada sende kendine sor.

Oruç

Biz çocukken üç ayların girmesiyle heyecanlanırdık. Kandil akşamlarını iple çekerdik. Çünkü kandil bizi ramazana kavuşturacaktı. Öyle heyecanlıydık ki kandil akşamları ufak lükslerin içinde renkli kandil yağlarıyla kapı kapı dolaşıp arardık Ramazan’ı. Her çaldığımız kapıdan ya şekerle ya un helvalarıyla yol gösterildi Ramazan’a doğru.

Eski Sokaklar

Çok değil 15 sene öncesine kadar çift kale maç yapılabilecek kadar boş olan sokaklarımıza ne oldu? Apartmanlarının önlerinde çay demleyip komşuları ile çekirdek çitleyen teyzeler nereye gittiniz? Peki, bizim arkamızdan başka bir nesil başka bir çocuk grubu yetişmedi mi ki sokaklar bomboş kaldı?

İnandığı Yolda Gitmek

"Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca; dağı bile taşır insan, âşık olup inanınca." Demiş Şems-i Tebrizi. Ben bu sözü çok severim. Umutsuz olup, isteksiz, işini sevmeyerek yapan bireylere söylenecek çok güzel bir söz. 
Hayranlıkla başarı hikâyelerini okuduğumuz, dinlediğimiz, şahit olduğumuz şahsiyetlerin hayatına bakınca, bu sözün ne kadar anlamlı olduğunu çok daha iyi anlayabiliriz.

Sevgi ve Ramazan

İnsanları insan olmanın ötesinde daha da önemli kılan en yüce olgu sevgidir. Sevgisiz kalpler, anlamsızlığın uçurumunda nefes alacak bir delik bulamadan, dipsiz kuyulara inerler. Bu kalp yakmanın, yıkmanın, üzmenin ve buna benzer bir sürü kötülüğün patronu olmuştur. Bundan sonra kalp olmaktan çıkmış kötülük makinesi olmaya adaydır artık...

Kıskançlık

"Kıskançlığın da, kıskanç insanların da esiri olma"

Her zaman karşımıza çıkacak olan belki iş hayatında belki eğitim hayatında hatta belki kendi içimizde baş edilmesi zor, katlanması imkânsız duygulardan... Hatta açık konuşmak ve gerçeğe dönecek olursak herkes de var olan, olması gereken bir duygu kıskançlık. Ama püf noktası vardır ki o püf noktasını yakalayamazsak ya karşımızdakine ya da kendimize dar ederiz dünyayı.

Zamanın Kıymetini Bilmek

Çoğumuzun kullanma konusunda gafil olduğumuz zamana yüce Allah Kuran-ı Kerim'de yemin ediyor. "Asra yemin olsun" diyor. Biliyoruz ki yüce Allah bir şeye yemin ediyorsa o şey çok çok değerlidir. Allah zamanın her dakikasını değerli kılmış ve faydalı işlerle geçirilmesini istemiştir. Peki, biz kulları her dakikası önemli olan zamanı gerçekten doğru yerlere mi harcıyoruz?

İyiliğin Kötülüğü Mağlup Etmesi

Yaşantımız boyunca hayatımızda olan kişiliğimizde saklı iki farklı duygu vardır; İyilik ve Kötülük. Kimine göre iyilik ön planda olurken kimine göre ise kötülük ön plana geçer. Bilerek veya bilmeyerek de olsa bu iki duyguyu hayatımızda yaşıyoruz.

Esma’ül – Hüsna / EL – AZİZ

El-Aziz; “yenilemesi mümkün olmayan, güçlü, en güçlü” manalarına gelen bir esmadır. Arapça “ izza / izzet” kelimesinden türemiştir. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette geçer:

“Kim izzet istediyse, işte izzet tamamen Allah’a aittir.”

“Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette Aziz’dir. Rahim’dir.”

Bitmeyen Oyun

Tarihin varoluşundan itibaren insalığın en zayıf noktası farklılıkları olmuştur. Farklı etnik kimlik, fikir ve inanca sahip olmak, insanlar için çoğu zaman iletişim gelişim ve ilerleme konularında yararlı olmuş olsa da bu farklılıklar aynı zamanda çatışmayıda beraberinde getirmiştir. Bu çatışmalar savaşların ölümlerin ve kitlesel  ayrışmaların temel sebebi olmuştur.

Dijital Çağı Yakalamalıyız

Gelişen dünyanın teknolojileriyle birlikte artık ülkemizde dijital dönüşüme başladı ve artık bence bizde bu değişimden payımızı almalıyız. Ülkemizde insanlar artık 7 den 70’e bir şekilde teknolojiyle iç içe yaşıyor etkileşimde bulunuyor ve bu duruma alışmış ve sevmiş durumdayız. Yeni nesiller direk teknolojiyle beraber doğuyor ve artık herkes bilgiye kolay ulaşabiliyor, öğreniyoruz ve gelişiyoruz. Bununla beraber her geçen gün artık yeni meslekler ortaya çıkmaya başladı.